Yapay zekaya ilişkin hükümler de içeren “Türk Ceza Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi” Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunuldu.
Teklifin genel gerekçesinde, yapay zekâ teknolojilerinin hızlı gelişimiyle birlikte dijital ortamda ortaya çıkan risklerin çeşitlendiği, kişilik haklarının ihlali, kamu düzeninin tehdit edilmesi, hakaret, tehdit ve etik dışı içerik üretiminin arttığı vurgulanmıştır.
Ayrıca deepfake içerikler, manipülasyon amaçlı üretimler ve nefret söylemleri gibi yapay zekâ aracılığıyla oluşturulan materyallerin, ciddi güvenlik ve etik sorunlara yol açtığı belirtilmiş, bu kapsamda, kişi hak ve hürriyetlerini, şeref ve haysiyeti, temel hak ve özgürlükleri korumak amacıyla yeni bir kanun düzenlemesi yerine mevcut temel kanunlarda değişiklik yapılmasının zorunlu hale geldiği ifade edilmiştir.
Teklif Kapsamında Öne Çıkan Düzenlemeler
- Yapay Zekâ Tanımı:
5651 Sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Hakkında Kanun’unun 2. maddesine eklenen (ş) bendiyle, “yapay zekâ sistemi” kavramı mevzuatta ilk kez tanımlanmıştır.
- Erişim Engeli ve İçerik Kaldırma Süresi:
Aynı Kanun’un 8. maddesine eklenen 18. fıkra ile, yapay zekâ sistemleri tarafından üretilen kişilik haklarına aykırı, kamu güvenliğini tehdit eden veya deepfake (işitsel veya metinsel içeriklerin sahte biçimde üretilmesi) teknolojisi kullanılarak üretilmiş içerikler hakkında erişim engeli ve içerik kaldırma işlemlerinin 6 saat içinde yapılması öngörülmüş olup bu yükümlülükten içerik sağlayıcılar ile yapay zekâ geliştiricileri müştereken sorumlu olacağı düzenleniştir.
- Etiketleme Zorunluluğu (Deepfake İçerikler):
Yine aynı Kanuna eklenen maddeyle, yapay zekâ aracılığıyla sahte biçimde üretilen görsel, işitsel veya metinsel içeriklerde “Yapay Zekâ Tarafından Üretilmiştir” ibaresinin açık, silinmez ve anlaşılır biçimde yer alması zorunlu hale getirilmiştir. Bu yükümlülüğe aykırı davrananlara 500.000 TL ile 5.000.000 TL arasında idari para cezası uygulanacağı düzenleniştir.
İhlalin sistematik biçimde gerçekleştirilmesi durumunda ise içerik sağlayıcının erişimi engellenebilecek, ayrıca kamu düzenini bozucu veya manipülatif içerikler için savcılığa suç duyurusunda bulunulabilecektir.
- Erişim Engelleme Yetkisi:
5651 sayılı Kanun’un 8. maddesinin 1. fıkrası değiştirilmiş ve yapay zekâ içerikleri dâhil, belirli suçları oluşturan yayınlar hakkında erişim engelleme kararı verilebileceği düzenlenmiştir.
- TCK’da Sorumluluk Düzenlemesi:
Türk Ceza Kanunu’nun 125. maddesine eklenen 6. fıkra ile, yapay zekâ sistemini suç teşkil eden bir fiile yönlendiren kullanıcının fail olarak cezalandırılacağı, bu suçların işlenmesine sistemin tasarımı veya eğitimi yoluyla imkân sağlayan geliştiricinin cezasının ise yarı oranında artırılacağı hüküm altına alınmıştır.
- KVKK’da Veri Seti Düzenlemesi:
Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun 12. maddesine eklenen 6. fıkra ile, yapay zekâ uygulamalarında kullanılan veri setlerinin anonimlik, ayrımcılık yasağı ve meşruiyet ilkelerine uygun olması zorunluluğu getirilmiştir. Bu ilkeleri ihlal eden veri setlerinin kullanımı, veri güvenliği ihlali sayılacaktır.
- BTK Yetkisi ve İdari Yaptırımlar:
Elektronik Haberleşme Kanunu’nun 6. maddesine eklenen (z) fıkra ile, BTK’ya kamu düzenini veya seçim güvenliğini tehdit eden yapay zekâ içeriklerine karşı acil erişim engeli kararı verme yetkisi tanınmış, bu karara uymayanlara 10 milyon TL’ye kadar idari para cezası uygulanabilecektir.
- Siber Güvenlik Kanunu’nda Önlem Yükümlülüğü:
Siber Güvenlik Kanunu’nun 7. maddesine eklenen 3. fıkra ile, yapay zekâ sistemlerinde hizmet sağlayıcılarının alması gereken teknik ve idari önlemler sayılmış, bu yükümlülükleri yerine getirmeyenler hakkında 5 milyon TL’ye kadar idari para cezası uygulanacağı, kamu düzenini tehdit eden ağır ihlallerde ise geçici faaliyet durdurma cezası verilebileceği düzenlenmiştir.
Yeni Düzenleme Yeterli mi?
Teklif, yapay zekanın oluşturduğu riskleri mevcut yasal çerçeve içinde ele almayı amaçlamakta ve farklı kanunlarda noktasal değişiklikler yaparak hukuki boşlukları doldurmaya çalışmaktadır. Ancak, yapay zekanın sürekli gelişen ve öngörülemez yapısı, bu tür dağınık düzenlemelerin uzun vadede yeterli koruma sağlamayabileceği yönünde kaygılar doğurmaktadır.
Günümüzde yapay zekâ yalnızca dijital içerik üretimiyle sınırlı olmayıp; sağlık, finans, adalet, ulaşım ve kamu hizmetleri gibi pek çok alanda karar alma süreçlerine doğrudan etki etmektedir.
Bu nedenle, yalnızca cezai veya idari yaptırımlara odaklanan mevcut düzenlemelerin yerine, yapay zekanın etik kullanımı, hesap verebilirliği, veri güvenliği, algoritmik şeffaflık ve denetim mekanizmalarını bütüncül biçimde ele alan müstakil bir “Yapay Zekâ Kanunu” ihtiyacı giderek daha belirgin hale gelmektedir.